sıkıca

sıkıca
adv. tightly, firmly, firm, fast, chock
* * *
1. tightly 2. tight (adv.) 3. closely (adj.)

Turkish-English dictionary. 2013.

Look at other dictionaries:

  • sıkıca — zf. Sıkı bir biçimde, iyice İncecik belini alev renkli ipek bir kemerle sıkıca sardı. F. F. Tülbentçi …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • sarıp sarmalamak — sıkıca sarmak Bak o zaman nasıl yakınlaşacaksınız. Güven nasıl sarıp sarmalayacak ikinizi. A. Ağaoğlu …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • tefçitmek — sıkıca geçmeli olarak diktlrmek II, 329bkz: tewçimek …   Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini

  • ağız bağı — is., den. Bir kancanın ağız bölümüne ince bir halatı birkaç kez sıkıca dolayarak oluşturulan çıkıntı Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller ağız bağı yapmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • boru mengenesi — is. Kesme, diş açma vb. işlemler için borunun sıkıca bağlandığı alet …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • çalyaka — zf. Yakasına yapışıp sıkıca tutarak Bizi çalyaka karakola götürdüler. R. N. Güntekin Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller çalyaka etmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • çamaşır mandalı — is. Kuruması için asılmış çamaşırları ipe sıkıca tutturmak amacıyla kullanılan küçük, tahta veya plastik kıskaç …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • çarık — is., ğı 1) İşlenmemiş sığır derisinden yapılan ve deliklerine geçirilen şeritle sıkıca bağlanan ayakkabı Tozla örtülmüş çarıklarının eskiliği belli olmuyor. Ö. Seyfettin 2) Araba yokuş aşağı giderken tekerleği frenlemek için altına sürülen demir… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kavi — sf., esk., Ar. ḳavī 1) Dayanıklı, güçlü, zorlu Türkler dünyanın en cesur, en asil, en kavi bir milleti idi. Ö. Seyfettin 2) zf. Sıkıca Kavi tutun merdiveni …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kavramak — i 1) Elle sıkıca tutmak Çocuğu koltuk altlarından kavrayıp kaldırdı. N. Cumalı 2) Bir nesne veya düşünceyi her yönünü anlamak, iyice anlamak İnsanoğlu gerçeğin bir parçasını kavradı mı bütününü kavradığı düşüne kapılır. S. Birsel 3) Motorlu… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kenetlemek — i 1) Kenetle tutturmak veya kenetle birbirine bağlamak 2) mec. Birbirine geçirerek bağlamak Ellerini dizine kenetleyerek başını önüne eğdi, kaldı. P. Safa 3) mec. Sıkıca birbirinin üzerine kapamak Baygınlığım sırasında bütün sözleri işitir,… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”